3 Mayıs 2014 Cumartesi

ORHAN PAMUK / BENİM ADIM KIRMIZI

       ORHAN PAMUK “BENİM ADIM KIRMIZI



Yıllar önce bir hevesle elime alıp sıkıldığım ve yarım bıraktığım bu kitap şu anda tekrar okuduğumda favori kitaplar listeme adını yazdırmıştır. Orhan Pamuk’un 4 yılda tamamladığı kitaptır Benim Adım Kırmızı.bunun 2 senesinin hiçbir şey yazmadan sadece araştırma yaparak  geçirdiğini  göz önüne alırsak  Orhan Pamuk’un olayların kaynağı ve asıl ana noktası olan nakkaşlık mesleği hakkında da birçok bilgi sunduğunu fark edeceksiniz.Kitabın ben için en ilginç yanı bölümlerin her birinin bir başka kişinin ,rengin,eşyanın ağzından anlatılmasıdır.Gelelim kitabın kısaca konusuna :
           Osmanli Dönemi’ni, o yillarda nakkaşlar arasında geçen olaylari farkli karakterlerin ağzından anlatan bir romandır. 1591 yılı kış ayları, İstanbul. İki erkek çocuğu annesi güzeller güzeli Şeküre’nin kocası dört yıldır savaştan dönmemiştir. Çocukluk aşkı, yeğeni Kara ise aşkını açıkladığı için evden kovulmuş ve ancak on iki sene sonra İstanbul’a dönebilmiştir. Döner dönmez de hala çok sevdiği Şeküre ile evlenmenin yollarını arar.
          Babası ve iki çocuğu ile birlikte kalan Şeküre’nin gönlü hem Kara’da hem de kocasının kardeşi Hasan’dadır. Şeküre’nin babası yani Kara’nın eniştesi Padişahın emri ile gizli bir kitap yaptırmaktadır. Kitabın gizli Avrupai usuller kullanarak resmetmekten gelir. Enişte Efendi Osmanlı sarayının ünlü nakkaşları Kelebek, Zeytin ve Leyleği kitabın nakışlarını yapmaları için görevlendirir. Tezhibi de Zarif efendi yapmaktadır. Koyu bir taassup içinde olan Erzurumlu Hoca Efendi ve taraftarları ise geleneklere ve dine aykırı bir şeyler çevrildiğini anlamıştır ve Zarif Efendi de bu düşüncededir. Her gece kahveye toplanan nakkaşlar ve hattatlar bir meddahın resimlerle anlattığı sivri dilli ve Erzurumlu Hoca karşıtı hikayelerle eğlenirler. Zarif Efendinin işlerine köstek olacağını anlayan nakkaşlardan biri Zarif Efendiyi öldürür. Romanın geriye kalan kısmı katilin bulunmaya çalışması, nakışta üslup ve imzanın yeri, doğru ve batının yeri üzerine kahramanların düşünceleri ile örülüdür.
       

   Osmanlı hat sanatına ilişkin birçok bilgiyi 
bulabileceğiniz Benim Adım Kırmızı gerek yazılış tarzıyla gerekse de ilginç konusuyla kesinlikle okunmaya fazlasıyla değer bir kitap .Son olarak  kitapta beğendiğim bir alıntıyla noktalamak
istiyorum yazımı:



        “Saklanmam: benim için incelik, zayıflık ya da güçsüzlükle değil, kararlılık ve iradeyle gerçekleşir ancak. Kendimi ortaya koyarım. Başka renklerden, gölgelerden, kalabalıktan ya da yalnızlıktan korkmam. Ne de güzeldir beni bekleyen bir yüzeyi kendi muzaffer ateşimle doldurmak. Benim yayıldığım yerde gözler parıldar, tutkular kuvvetlenir, kaşlar kalkar, yürekler hızlanır. Bakın bana; ne kadar güze şey yaşamak! Seyredin beni, ne güzeldir görmek. Yaşamak görmektir. Her yerde görünürüm. Hayat benimle başlar, her şey bana döner, inanın bana.”
                 
                                                                                                                         GÜLŞAH ÖNER

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder